WEFA Uluslararası İnsani Yardım Organizasyonu olarak, çalışma yaptığımız ülkelere senenin belli periyotlarında ziyaretler gerçekleştiriyoruz. Program kapsamında katarakt ameliyatları, su kuyusu açılışları ve adak, akika kurban kesimleri yaparken, yetimlerimizin harçlıklarını da elden teslim ediyor, aileleri ile beraber yemek programı organize ediyoruz. Ülkede bulunduğumuz zaman zarfında bölge halkının ihtiyaçlarını yerinde tespit ederek yeni projeler de geliştiriyoruz.

Pakistan, Bangladeş ve Tanzanya’ya yaptığımız ziyaretlere katılanların izlenimlerini sizlerle paylaşmak istiyoruz:

Pakistan Ziyareti (2017)

Kazım Erdemli Coşkuner:

“Sargodha Kız Yetimhanesini ziyaret ettik. Orada bulunan yetimler bizlere sürekli isimlerini hatırlattılar. Yetimler kendilerini unutmamızı hiç istemiyorlardı. Yardım dağıtımı yaparken 70 yaşlarında bir teyze dikkatimi çekti. Çocuklara verdiğimiz gibi o teyzeye de balon vermiştik. Yaşlı teyzenin sevinci görülmeye değerdi. Adak, akika kesiminden sonra etleri hazırlayıp oradaki ihtiyaç sahiplerine dağıtmaya başladığımızda yaşlı, genç, çocuk yüzlerce insan et alabilmek için uzun kuyruklar oluşturmuştu. Evlerine belki de ilk defa et girecekti. Onların o sabırlı bekleyişi beni derin düşüncelere sevk etti.”

Muhammed Medeni Boyacı:

“Sargodha Kız Yetimhanesinde yetimlere çikolata, şeker gibi onların sevecekleri yiyeceklerden dağıtıyorduk. Ama fark ettim ki yetimler onlara verdiğimiz yiyeceklerden ziyade bizim orada olmamıza seviniyorlar. Bu beni çok etkiledi. Dönüşte vedalaşırken çok duygusal anlar yaşadık. Yetimlerin hepsi ağladı. Gitmemizi istemediler. Bir yetim kız geldi yanıma. Bana ‘Almanya’daki annem ve babam nasıllar?’ diye sordu. Kendisine sponsor olan aileyi kendi anne ve babası gibi görmesi beni çok duygulandırdı. Yaptığımız çalışmaların ne kadar kıymetli olduğunu o an bir kez daha anladım.”

Bangladeş-Arakan Kampı Ziyareti (2017)

Hasan Özdemir:

“Oradaki yetimhanede kalan yetimlerin hiç kimsesi yok. Her köşede ayrı bir acı hikâye var. Birkaç gün öncesinden yetimlere WEFA olarak ziyarete geleceğimiz söylenince hepsi çok sevinmişler. Ama bölgeden ayrılırken vedalaşmak çok zor oldu. Çocuklar bizden ayrılmayı hiç istemediler. Onları bu durumda bırakıp gelmek çok ağrıma gitti. Arakan kamplarındaki mülteci kardeşlerimizin durumu içler acısı. Orada pek çok yardım çalışması yaptık. Ama o insanlar bizden yemek, kıyafet beklemiyorlar. Onlar yemeği doymak için değil hayatta kalmak için yiyorlar. O insanlar sadece bu kötü durumdan kurtulmak istiyorlar.”

 Orhan Şahin:

“Başka ülkelerde de yardım çalışmalarına katılmıştım. Ama Arakan benim için çok farklıydı. 4 Ocak, Arakan’dan döndüğüm tarih. Ama o günden beri Arakan’daki o insanların durumu, çaresizlikleri aklımdan hiç çıkmıyor. Etrafımdaki herkese o insanlardan bahsediyor, Arakan’ın durumunu anlatıyorum. ‘O insanlar için daha fazla ne yapabilirim?’ diye düşünüyorum.”

 Abdullah Şahin Vidin:

“Yetimhaneye vardığımızda yetimler bizi kapıda büyük bir sevinçle karşıladılar. Onlara çeşitli yardım paketleri dağıttık. Orada yetimlere elma da dağıttık. Bir elma için bu kadar sevinen, mutlu olan çocukları ben orada gördüm. Ayrılık vakti geldiğinde yetimlerle vedalaşmaya başladık. Yetimler sıraya girdiler. Ama bir türlü sıra bitmek bilmiyordu. Bir anlam verememiştim. Sonradan anladım ki vedalaşıp selam veren yetimler yeniden sıraya giriyorlar. O yüzden sıra hiç bitmiyor.”

 Tanzanya Ziyareti (2018)

Aydanur Derindere

“Yetimler geleceğimizi öğrenince hazırlık yapmışlar. Müzikler eşliğinde büyük bir sevinçle karşıladılar bizi. Hepsi sarı papatya gibiydi. Onların mutluluğu beni de heyecanlandırdı. Ne yapacağımı bilemedim. Yetimlerle ve anneleri ile birlikte yemek yerken dikkatimi bir yetim annesi çekti. Kadın önündeki tepside bulunan eti hiçbir şeye sarmadan öylece çantasına koydu. Onu gördüğümü farkedince aslında çok mahçup oldu. O kadının mahçup bir hâlde o eti çantasına öylece koyması beni çok etkiledi. Hem kendimden utandım hem de “Yokluk burada bu kadar mı?” diye sordum kendi kendime. Anladım ki bizlere çok iş düşüyor. Bizler boş oturmamalıyız. Sabah uyanınca ‘Allah’ım! Bana bugün yardım yapmayı nasip et.’ diye dua etmeliyiz ve bizi bekleyen insanlar için çok çalışmalıyız.

Havva Çil:

“Daha yola çıkmadan başlamıştı heyecanım. ‘Ümmet bilincini onlara yansıtabilecek miydik?, ‘İyi ki geldiniz!’ diyecekler miydi bizim için?’ hep bunun gibi sorular vardı aklımda. Yerel halkın medreseye ihtiyacı olduğunu öğrendik. Hemen orada medreseyi Stadtallendorf ve Elsenfeld gönüllüleri olarak yapacağımızın sözünü verdik. Bunun haberini alan oradaki o güzel insanlar hep bir ağızdan salavatlar getirerek sevinçlerini dile getirdiler. Çok etkilendim. Ertesi gün bizi çok güzel bir yere götürdüler. Yaşlı, genç, çocuk herkes rengarenk giyinmiş orada bizi bekliyordu. Ne olduğunu ilk başta anlayamadım. Sonradan anladım ki orası yeni medreseyi yapacağımız bölge. Medresenin temelini orada atmış olduk. İnsanların sevinçleri görülmeye değerdi.”